Güz Havası

Penceremden giren soğuk havanın etkisiyle uyandım. Uzun yaz aylarında hep açık bırakıyorum penceremi. Sıcaklar uyutmuyor. Sadece sıcaklar mı uyutmuyor insanı? Artık mevsim değişiyor, sonbahar geliyor. Mis gibi serin havayı soluyorum. Üstüm açık kalmış. Ciğerlerim şişercesine soluyorum soğuk havayı. Bugün Zeynep gelecek, hazırlık yapmadım. Dün, “Geri gidelim,” dedi. Öyle sessiz kaldım ki az kalsın telefonu elimden düşürecektim. ’Geri gitmek kolay mı,’ dedim. Kendi kendime… ’’Hey sana diyorum,” diye haykırdı Zeynep. Cevap vermemi beklemeden, “Sabah gelir, alırım hazır ol,” dedi. Okumaya devam et “Güz Havası”

Netameli Bir İş: Yazmak

Bugün yeni bir kelime öğrendim. Netameli: gizli tehlikesi olduğu sanılan, başına sık sık kaza gelen anlamları varmış. Düşünüyorum da bu yazmak ya da yazıyor olmakta böyle bir şey olmalı, netameli bir uğraş vesselam. Duygunun, düşüncenin, fikrin en gizli yerine ineceksin, oradan en olmaz denilen cevheri bulup gün yüzüne çıkaracaksın. Bir maden işçisi titizliğinde ya da bir dalgıç özverisinde olacaksın. Okumaya devam et “Netameli Bir İş: Yazmak”